“Akıntıya yürek çekiyoruz.”
Evet, akıntıya yürek çekiyoruz.
Pazar günleri pek çok şey yapabilecekken Türkiye’den,
bazen de yurt dışından ama her defasında farklı insanlara kitapları vesile kılarak
dokunmaya onlarla bir araya gelmeye devam ediyoruz.
Bu kez de; İstanbul, Polonya, Sakarya, Giresun, İzmir, Mersin, Düzce, Erzincan, Afyon, Trabzon’da 74.sünü düzenlediğimiz kitap okuma etkinlikleri ile insanlarla buluştuk.

Etkinliğimizin İstanbul’daki ayağında bir araya geldiğimiz mekân; İstanbul’un en eski ve tarihi ilçesi Fatih’te Bab-ı Yaren Kafe idi. Bu defa da aramızda çok değerli bir konuğumuzu ağırladık. Sigortam.net pazarlama ve iş geliştirmeden sorumlu genel müdür yardımcısı , www.cokokuyancokgezen.com sitesi kurucusu, gezi, tiyatro, motosiklet tutkunu ve kendi tabiriyle “hobi meraklısı” bir seyyah olan Sevil Mert bizlerin onur konuğuydu.
Sena Gündüz, Orhan Kemal’in Devlet Kuşu isimli kitabını bizlerle paylaşırken kendisinden kitabın oldukça argo bir dili olduğunu öğrendik. Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı kitabını duymayanımız azdır. Esra Hanım da bu hafta bizlerle etkinlik süresince okuduğu Huzur Sokağı isimli kitabını paylaştı. Hemen hemen birçoğumuzun okuduğumuzda o sokakta yaşamak isteyeceği samimi ve sıcak bir havası vardır o eserin. Ve birçoğumuzda Yeşilçam filmlerini de aratan bir hikâyesi mevcuttur. Berrin Hanım, Ayşe Kulin’in Veda isimli kitabını bizlerle paylaştı. Ve “Savaşın ve sürgünün olduğu kitapları okumayı seviyorum. Çünkü hayata dair her şey savaş ve sürgün anlarında bunların beraberinde yaşanmaya devam ediyor “dedi tüm katılımcılara sanki bir mesaj vermek istercesine. Daha sonra, insanların bazen çok fazla bir şeyler anlatma bir şeyler verme iddiasında bulunmayan rahat kitaplara da ihtiyaç duydukları gerçeği üzerinde durduk tüm düşünen taşınan arkadaşlarımızla.
Etkinliğimizin moderatörlüğünü İsmail Ünlü ile birlikte üstlenen Elif Ozan, David Burns ‘ün “İyi Hissetmek” adlı kitabını bizlere anlattı. Elif, aslında bildiğimiz fakat uygulamadığımız şeyleri bize tekrar hatırlatan bir kitap olduğu ve bilişsel terapi niteliğinin örneği olduğundan bahsetti okuduğu eser ile ilgili. Kitabı okuyan farklı katılımcılarımızdan da kendilerinde olumlu izlenimler bırakan bir eser olduğunu öğrendik.
Tevfik Bey, Ahmet Ümit’in son kitabı olan “Sultanı Öldürmek”, Arif Acar ise; “Biz Osmanlıyız” adlı kitabı bizimle paylaştılar. “Biz Osmanlıyız” da özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun bizden birinin gözüyle anlatılmasından ziyade daha çok batılıların gözüyle ve seyahatnamelere dayanarak anlatımlardan hazırlanan bir eser olduğunu öğrendik. Aynure Muratoğlu, bizimle “Akıl Oyunları” isimli kitabı, Merve Hanım ise Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in Gençlerle Başbaşa isimli Milli Eğitim Bakanlığı’nın yüz temel eser kapsamında değerlendirip gençlere okumalarını tavsiye ettiği önemli kitabını paylaştılar.
Mustafa Güner, Baybars Altuntaş’ın yeni çıkan kitabı- “Otobüsten İndim BMW’ye bindim”i bizimle paylaşırken verdiği; batılıların ve bizim insanımızın ticari anlayışını gözler önüne seren önemli bir fast food markasının dünya çapında 5000 şubesi olduğu ile gurur duyarken bizim tüccarlarımızın bazılarının dükkânlarına “Başka Yerde Şubemiz Yoktur” şeklindeki yazılar asan yaklaşımlarının çelişkisini konuşmamız önemliydi.
Ümit Türkseven’in okuduğu “İbrahim Tenekeci’nin -Son Düzlük isimli denemelerden oluşan kitabından yola çıkarak insanın neden yazdığı, sürüden ayrılmanın önemi, popüler kültürün insanlardaki etkileri, insanın para ile olan ilişkisini konuştuk.
Daha sonra onur konuğumuz Sevil Mert ile olan keyifli sohbetimiz başladı. Sevil Hanım, oldukça renkli ve çok yönlü bir insan. Tam bir gezi tutkunu, ressamların hayat hikâyelerini okumayı farklı ilgi alanlarıyla ilgili eğitimler almayı ve kendini yenilemeyi, keşfetmeyi çok seven biri. Hayatın kendisinin bir keşif olduğunu; seyahatin ve farklı kültürleri deneyimlemenin dünyayı anlama şeklinin bir parçası olduğunu düşünüyor. Değişime kapalı insanlara önyargılı olduğundan bahseden Sevil Mert, ayrıca bizim millet olarak pek de tatil kültürümüz olmadığına ve fazla meraklı bir toplum olmadığımıza değindi.
Kendisinin seyahat ettiği ülkelerde insanlarla birebir iletişime geçmeyi, onları ve kültürlerini daha yakından tanımak için pazarlarına çarşılarına girip aralarında olmayı sevdiğine değindi. Bunun sayesinde insanı ufkunun açıldığını, dünyaya farklı bir açıdan bakabildiğini söyledi.
Yetiştiriliş tarzından bahsederken genellikle yetişkinlerin çocuğun elinden tutup onları yönlendirdikleri, kendisinin ise “diğer çocuklardan farkım önden gidenin büyüklerin değil benim olmamdı” şeklindeki cümlesi bu günün ve kendi mizacının özeti gibiydi.
Kendisiyle seyahat ettiği yerlerde yaşadıklarını, seyahat edeceği ülkeleri tercihte nelere göre karar vediğini, görmemiz gereken öncelikli yerleri konuşup seyahat tüyoları aldık. Bizim için hoş sohbeti ile Sevil Hanımı ağırlamak büyük keyifti. Düşün Taşın Derneği olarak davetimizi kabul edip aramızda olduğu için kendisine çok teşekkür ediyor, bir sonraki etkinliğimizde sizinle de tanışmak için sizleri aramıza bekliyoruz.